AB’nin Yeni ‘Yeşil Paketi’ Fit for 55 Türkiye Ekonomisini Nasıl Etkileyecek?

Avrupa Birliği, 2050’de sıfır karbon bir ekonomi olmayı hedefliyor. 2030 yılı itibariyle ise karbon emisyonlarını -1990’lı yıllara göre- yüzde 55 oranında düşürmeyi. Fit for 55 ismi de bu hedeften geliyor. Ancak bu hedeften şimdilik hayli uzaktalar. 2019 itibariyle karbon emisyonlarını 1990’lı yıllara göre sadece yüzde 24 düşürebildiler.
Bu nedenle 14 Temmuz’da Brüksel’de açıklanan Fit for 55 yeşil paketi hiç olmadığı kadar iddialı ve bir o kadar tartışmalara gebe.

Fit for 55 yeşil paketinden başlıca öneriler şöyle:
– 2035 yılı itibariyle yeni benzin ve dizel araç satışının tamamen sonlandırılması,
– Havacılık sektörünün kullandığı jet yakıtlarının vergilendirilmesi,
– “Sınırda karbon vergisi” ile AB dışındaki üreticilerin çelik ve çimento gibi malzemelerin üretiminde daha sürdürülebilir olmaya yönlendirilmesi,
– Yenilenebilir enerjinin payının iki kat artırılması,
– Enerji verimliliği düşük binaları daha hızlı şekilde dönüştürmelerini gerektirecek düzenlemeler,

Teklifin yasalaşması için Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nden onay alması gerekiyor.
Ama tartışmaların şimdiden odağına yerleşen konuların başında -ülkemizi de yakından ilgilendiren- “Sınırda karbon vergisi” düzenlemesi geliyor.

Sınırda karbon vergisi AB’ye ihracat yapan her sektörü ilgilendiriyor.

Avrupa Birliği’nin yeşil mutabakatı, iklim değişikliğiyle mücadelenin küresel olmadığı takdirde başarılı olamayacağı görüşünden yola çıkıyor. Elbette ki diğer önemli gerekçe ise AB sınırları içinde üretim yapan ve sıkı karbon regülasyonlarına tabi olan sektörlerin/şirketlerin AB dışındaki üreticilerle rekabet edebilirliğini korumak.

Bu açıdan bakınca sınırda karbon vergisi özetle şu anlama geliyor: Bir üretici Türkiye’de, Çin’de ya da Rusya’da yaptığı üretimi AB ülkelerine satmak istiyorsa ya karbon emisyonlarını düşürme konusunda çok daha fazla yatırım yapacak yani dönüşecek ya da karbon vergisi nedeniyle rekabet etmekte büyük zorluklar yaşayacak.
Plana göre, Avrupa Birliği’ne ithal edilen karbon kaçağının yüksek olduğu demir çelik, elektrik, alüminyum, çimento ve gübre sektörleri öncelikli olarak karbon vergisi kapsamında olacak. Bunu diğer sektörler takip edecek.
Ticari korumacılık eleştirileri, az gelişmiş ülkelere getireceği maliyetlerin finansmanı gibi konularda AB’nin en çok ithalat yaptığı ülkelerden hemen yükselen itirazlar Fit for 55’in daha çok tartışılacağını gösteriyor.
Ama tüm değerlendirmeler Avrupa Birliği’nin hiç olmadığı kadar kararlı olduğu yönünde.
Öyle ki; Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans:
“Sınırda Karbon Gümrük Vergisi AB için ölüm-kalım meselesi.” diyor.
Türkiye’nin toplam ihracatının %41’ini AB’ye yaptığı düşünülünce karbon kaçağını azaltmak için atılacak adımlar ülkemiz için ekonomik açıdan da kritik öneme sahip.

Fit for 55 önerisiyle ilgili gelişmeleri ve ülkemizde bu alanda atılan değerli adımları bundan sonra Akıllı Gelecek’te daha sık göreceksiniz.
Çünkü hep söylediğimiz gibi #dahaiyisimümkün ve bu bizim elimizde.

Kaynaklar: